İçeriğe geç

1. KUTU

"... seninkine ufak da olsa benzer bir yaklaşım var mı iyice araştır bakalım."

"Tamamdır hocam."

"Ha bir de şu anketlerin sonuçlarını girersen..."

Kulağımla omzum arasındaki telefon artık düştü düşecekti. Ya da içinde bir sürü tabak çanak olan ellerimdeki kutu kaldırımı boylayacaktı.

Zar zor motorun üstüne yerleştirirken bir yandan da hocaya yetişmeye çalışıyordum.

"Hocam girdim sonuçları, eksik kalan dört öğrenci var onlarınkini bekliyorum."

Ama bu kutu motora sığmayacaktı anlaşılan. İple falan bağlamak gerekecekti.

Karşıdan gelen Saffet'le kesişti gözlerim. O da bana bakıyordu anlamaya çalışır gibi.

"... girmeyenler de görürler böylece. Sen yolla bana."

Eyvah, hoca ne demişti o ara kaçırmıştım ama cevapladım yine de.

" Tamam hocam, şimdi yoldayım okula gelince hallediyorum hemen."

"İyi tamam. Şu toplantı saatini de değiştirelim. Faruk hocanın işi çıkmış haber verdi şimdi."

Hocanın istekleri bir türlü bitmiyordu ki! Elimle dengesini sağladığım koliyi yanıma gelen Saffet aldı. Ne ara açmıştı arabalarının bagajını anlamamıştım bile.

Koliyi bagaja koydu. Kapattı. O arada Saffet' e elimle yaptığım işaretleri ben bile anlamamıştım. O da pek oralı olmamıştı zaten. Havadaki elimi tutup avcuma arabanın anahtarını koyup gitti.

"Saat 2 diye anlaştık. Gül hocana da haber verirsin. Benim kapatmam lazım şimdi."

Benim de yirmi dakikadır kapatmam lazımdı aslında...

" Tabi hocam söylerim. İyi günler."

Telefonum kapanmasıyla rahatladım. Hemen seslendim Saffet'e.

"Saffeet!"

"Yahu dursana! Kullanamam ben sizin arabayı, başına bir şey gelir..."

"Bi' şey olmaz. Olursa da canın sağ olsun."

"Yok olmaz öyle..."

"İşten geliyorum, bayağı da uykusuzum. Seni götürürdüm ama ikimiz için de güvenli olmaz. Araba orada.

Anahtar sende.

Sen niye buradasın?"

Cidden yorgun duruyordu. Başka bir şey dememe izin vermeden binanın kapısını açıp gözden kayboldu.

Aman canım motoru süren arabayı da sürerdi. Saffet de güvenmese yollamazdı zaten beni.

Gülümseyerek arabaya yollandım, daha tonla iş vardı okulda.