ALBAYIN OĞLU: GERÇEK AİLEM
6. Bölüm – Gerçekle Yüzleşme
Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin toplantı odasında ağır bir sessizlik vardı.
Masanın bir tarafında Albay Cihan Karahan, eşi Umay Karahan, çocukları Alperen, Yiğit Mert, Kürşat Can, İlbilge ve Asena oturuyordu.
Karşı tarafta ise siyah bir gömlek, koyu renk pantolon giymiş genç bir adam vardı.
Karan...
Üzerinde üniforma yoktu.
Sade, sessiz ve ifadesizdi.
O da en az karşısındaki insanlar kadar gergindi.
Hayatı boyunca kim olduğunu merak etmişti.
Belki de birkaç dakika sonra, yıllardır peşinden koştuğu sorunun cevabını alacaktı.
Doktor, masanın üzerindeki dosyayı açtı.
"Olayın herkes için zor olduğunun farkındayım. Ancak elimizdeki bilimsel sonuçlar kesindir."
Odadaki bütün gözler doktora çevrildi.
"Burak Karahan hakkında yürütülen soruşturma sırasında kimlik doğrulama amacıyla DNA incelemesi yapıldı."
Cihan başını hafifçe salladı.
"Biliyorum."
Doktor devam etti.
"Yapılan incelemede Burak'ın DNA'sı, Albay Cihan Karahan ve Umay Karahan'ın DNA'sıyla eşleşmedi."
Umay'ın yüzündeki renk çekildi.
"...Ne?"
Doktor dosyadan bir belge çıkardı.
"Sonucun doğruluğundan emin olmak için testler tekrarlandı."
"Olası laboratuvar hataları araştırıldı."
"Sonuç değişmedi."
Cihan'ın dudakları aralandı.
"Yani..."
Sesi ilk kez bu kadar güçsüz çıkıyordu.
"Burak... bizim öz oğlumuz değil mi?"
Doktor yavaşça başını salladı.
"Hayır Albayım."
Umay gözyaşlarını tutamadı.
"Yirmi altı yıldır..."
"...biz onu oğlumuz sandık."
Alperen ayağa kalktı.
"Bu nasıl olur?"
Yiğit Mert öfkeyle masaya vurdu.
"Bir bebek nasıl karıştırılır?"
Kürşat Can doktora sertçe baktı.
"Yirmi altı yıl sonra mı bunu öğreniyoruz?"
İlbilge annesinin elini tuttu.
Asena ise sessizce ağlıyordu.
Doktor derin bir nefes aldı.
"Burak'ın biyolojik evladınız olmadığını öğrenince eski doğum kayıtlarını yeniden inceledik."
"O dönemde saklanan kan örnekleri, arşiv belgeleri ve mevcut kayıtlar tekrar analiz edildi."
"Elde edilen sonuçlar tek bir kişiyi işaret etti."
Doktor başını yavaşça kaldırdı.
Bakışları odanın diğer ucunda sessizce oturan Karan'a çevrildi.
"Albay Cihan Karahan..."
"Umay Karahan..."
"Yirmi altı yıl önce doğan biyolojik oğlunuz..."
"...Karan'dır."
Odanın içindeki sessizlik tarif edilemeyecek kadar ağırdı.
Cihan, karşısındaki gence baktı.
Umay gözyaşları içinde aynı yöne döndü.
Alperen, Yiğit Mert, Kürşat Can, İlbilge ve Asena...
Hepsi ilk kez dikkatlice Karan'a bakıyordu.
Karan ise sadece onları izliyordu.
Ne öfkeliydi...
Ne de mutluydu.
Yalnızca sessizdi.
Alperen kaşlarını çattı.
"Bu gerçekten doğru mu?"
Yiğit Mert, Karan'a kısa bir bakış attı.
"Onca yıl sonra bir anda gelip kardeşimiz olduğunu mu söyleyeceksiniz?"
Kürşat Can'ın sesi sertti.
"Bu kadar kolay mı?"
Doktor sakin bir sesle cevap verdi.
"Bu bir iddia değil."
"DNA sonuçlarıyla kesinleşmiş bir gerçektir."
Yeniden sessizlik oldu.
Karan yavaşça ayağa kalktı.
Herkes ona baktı.
Genç adam derin bir nefes aldı.
"Yıllardır tek bir sorunun cevabını arıyordum."
Sesi sakindi.
"Ben kimim?"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Bugün o cevabı öğrendim."
Başını hafifçe eğdi.
"Bunun için teşekkür ederim."
Cihan'ın gözleri dolmuştu.
Umay ağlamaya devam ediyordu.
Karan konuşmasını sürdürdü.
"Ama ben yirmi altı yıl boyunca sizi tanımadan yaşadım."
"Siz de benim varlığımı bilmiyordunuz."
"Bir günde hiçbir şey değişmez."
"Ne ben size aile diyebilirim..."
"...ne de siz bana oğlunuz diyebilirsiniz."
Odadaki herkes sessizdi.
Karan'ın sesi yine aynı sakinlikteydi.
"Bence hepimizin zamana ihtiyacı var."
Hafifçe başını eğdi.
"İzninizle."
Kapıya doğru yürümeye başladı.
Kimse onu durduramadı.
Tam kapıya ulaştığı sırada arkasından titreyen bir ses duyuldu.
"Karan..."
Bu ses...
Cihan'ın sesiydi.
Karan birkaç saniye durdu.
Gözlerini kapattı.
Sonra yavaşça konuştu.
"Albayım..."
"Bugün çok şey öğrendik."
"Ama bunları kabullenmek için zamana ihtiyacımız var."
Arkasını dönmedi.
Kapıyı açtı.
Sessiz adımlarla koridora çıktı.
Kapı kapanırken odanın içinde kalan Karahan ailesi, yirmi altı yıl sonra buldukları gerçek evlatlarının ardından uzun süre sessizce bakakaldı.
Bu, bir kavuşmanın değil...
Henüz yeni başlayan bir hikâyenin ilk adımıydı.