İçeriğe geç

2. bölüm

ALBAYIN OĞLU: GERÇEK AİLEM

2. Bölüm – O Evde Bana Yer Yoktu

İnsan bazen bir evde yıllarca yaşar ama hiçbir zaman oraya ait olduğunu hissedemez.

Ben de öyleydim.

Çocukluğumdan beri içimde tarif edemediğim bir boşluk vardı. Cafer ile Işılay bana yemek alırdı, kıyafet alırdı, en iyi okullara gönderirdi ama hiçbir zaman sıcak bir aile olamadık.

Onların bana baktığını hissederdim.

Ama beni sevdiklerini hiç hissedemedim.

Büyüdükçe içimde tek bir hayal oluştu.

Asker olmak.

Ne zaman televizyonda üniformalı bir asker görsem gözlerimi ayıramazdım. Şehit haberlerini izlediğimde boğazım düğümlenirdi. Türk bayrağını gördüğümde içimde tarif edemediğim bir gurur oluşurdu.

Nedenini bilmiyordum.

Sadece hissediyordum.

Lise son sınıfta bütün vaktimi çalışarak geçirdim.

Hedefim belliydi.

Millî Savunma Üniversitesi.

Sınav günü geldiğinde heyecandan ellerim titriyordu ama içimde garip bir huzur vardı.

Sanki doğru yere gidiyordum.

Aylar sonra sonuçlar açıklandı.

Kazandım.

Bilgisayar ekranına dakikalarca baktım.

İsmimin karşısında "Kazandı." yazıyordu.

Gözlerim dolmuştu.

Hayatım boyunca ilk kez gerçekten mutlu olmuştum.

Sonucu yazdırıp salona indim.

Cafer çalışma odasındaydı.

Işılay ise telefonda arkadaşlarından biriyle konuşuyordu.

Sessizce masaya kâğıdı bıraktım.

Cafer gözlüğünü takıp kâğıda baktı.

Yüzündeki ifade bir anda değişti.

"Bu da ne?"

"MSÜ'yü kazandım."

Sesim sakindi.

Ama içimde fırtınalar kopuyordu.

"Ne demek kazandım?"

"Asker olacağım."

Cümlem biter bitmez Cafer masaya öyle sert vurdu ki üzerindeki fincan yere düşüp paramparça oldu.

"Saçmalama!"

Ben susmadım.

"Bu benim kararım."

Işılay ayağa kalktı.

"Sen bizim soyadımızı taşıyorsun. Gidip asker mi olacaksın? Şirketler dururken?"

"Ben şirket istemiyorum."

Cafer bana doğru yürüdü.

"Gidip o üniformayı giymene izin vermeyeceğim."

"İzin istemiyorum."

O an evin içinde ölüm sessizliği oluştu.

Cafer dişlerini sıkarak yüzüme baktı.

"Sen gerçekten inat edeceksin yani?"

"Evet."

Bir anda öfkeyle bağırdı.

"Zaten..."

Sustu.

Işılay panikle ona baktı.

"Cafer..."

Ama artık çok geçti.

Cafer öfkesine yenilmişti.

"Zaten sen bizim oğlumuz değilsin!"

Dünya durmuş gibiydi.

Kulaklarım uğulduyordu.

Ne dediğini anlamaya çalışıyordum.

"...Ne?"

Cafer derin bir nefes aldı.

Sonra gözlerimin içine bakarak aynı cümleyi daha sert söyledi.

"Sen bizim öz oğlumuz değilsin."

İçimde bir şey koptu.

Yıllardır hissettiğim o boşluğun nedeni...

Bir cümleyle karşıma çıkmıştı.

Ben sadece donup kalmıştım.

Ve o an hayatımın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını henüz bilmiyordum...