İçeriğe geç

1. bölüm


ALBAYIN OĞLU: GERÇEK AİLEM

1. Bölüm – Gölge

Benim adım Karan.

En azından yıllardır bana söylenen isim buydu.

Bu ismi bana ne annem vermişti ne de babam. Kim olduklarını bile bilmediğim insanlar tarafından, bir yetimhanenin soğuk kayıt defterine yazılmış tek kelimeydi. "Karan..." O gün kimse bunun bir gün benim kimliğim olacağını bilmiyordu. Ben de bilmiyordum.

Çocukluğumu İstanbul'un en pahalı semtlerinden birindeki gösterişli bir villada geçirdim. Dışarıdan bakan herkes benim şanslı olduğumu düşünürdü. Lüks arabalar, korumalar, özel okullar, pahalı kıyafetler... İnsanların hayalini kurduğu hayatın tam ortasındaydım.

Ama o evde hiçbir zaman kendimi evlat gibi hissetmedim.

Cafer ve Işılay beni büyüttüler. Herkes onların öz oğulları olduğumu sanıyordu. Ben de uzun yıllar buna inandım. Fakat insan bazen kan bağı olmasa bile sevgisizliği hissedebiliyordu. Aynı sofraya oturuyorduk ama aynı aile değildik. Aynı evde yaşıyorduk ama ben o evin duvarları kadar yabancıydım.

Çocukluğum boyunca tek bir şeyi merak ettim.

"Neden bana hiç kimse gerçekten sarılmıyor?"

Bu sorunun cevabını hiçbir zaman bulamadım.

Yıllar geçtikçe içimdeki boşluk büyüdü. Evde bana çizilen hayat belliydi. Cafer, kurduğu şirketlerin başına geçmemi istiyor, Işılay ise sosyete davetlerinde kusursuz görünen bir oğul olmam için uğraşıyordu. Ben ise ne takım elbise giymekten hoşlanıyordum ne de sahte gülümsemelerden.

Ben disiplini seviyordum.

Ben mücadeleyi seviyordum.

Ben vatanı seviyordum.

On sekiz yaşıma bastığım gün kararımı verdim.

Hiç kimseye haber vermeden evden ayrıldım.

Arkamda bıraktığım tek şey, bana ait olmayan bir soyadı ve içinde hiçbir anımın olmadığı kocaman bir villaydı.

Asker oldum.

Kolay olmadı.

Sabaha karşı başlayan eğitimler, bitmek bilmeyen koşular, saatler süren atış talimleri, dağlar, kar, yağmur, çamur... Defalarca düştüm ama her seferinde ayağa kalktım. Çünkü ilk kez ait olduğum bir yer bulmuştum.

Birliğimde kimse geçmişimi bilmezdi.

Ben de anlatmazdım.

Görevlerde sessiz hareket ettiğim, iz bırakmadan hedefe ulaştığım ve ekip arkadaşlarımı defalarca görünmeden tehlikeden çıkardığım için bana bir lakap taktılar.

"Gölge."

İlk duyduğumda sadece gülümsemiştim.

Ama zamanla adımı unutanlar oldu.

Komutanlar bile telsizde çoğu zaman sadece...

"Gölge, durum raporu."

"Gölge, hedef temiz."

"Gölge, geri çekil."

...der olmuşlardı.

Ben de buna alışmıştım.

Belki de gerçekten bir gölgeydim.

Geçmişi olmayan...

Kökü olmayan...

Kime ait olduğunu bilmeyen bir gölge...

Fakat bilmediğim bir gerçek vardı.

Ben, yıllardır sadece bir isim aramıyordum.

Bir aile...

Bir geçmiş...

Ve benden yirmi altı yıldır habersiz yaşayan gerçek annem ile babam da beni arıyordu. belki kim bilir

Ben bunu henüz bilmiyordum.

Ama kader...

Beni onlara doğru, adım adım yaklaştırıyordu.