İçeriğe geç

BÖLÜM 3 — Günaydın

Merdivenlerden iniyorum. Ayak seslerim, betonun içinden geçip gidiyor.

Apartman girişinde, üst kattaki komşu duruyor. Sırtı dönük. Karanlığa doğru "Günaydın," diyor. Sonra iki adım atıyor. Duruyor. Dönüyor. Baştan başlıyor.

"Günaydın..."

Aynı iki adım. Aynı duruş. Üçüncü kez.

Geri çekilip izliyorum. Sayıyorum. Kırk yedi saniyede bir baştan başlıyor. Bir şey bu anı yakalamış ve durmadan yeniden oynatıyor.

Ve o zaman fark ediyorum: komşunun bedeni saydam.

Ardındaki apartman kapısını, gövdesinin içinden görebiliyorum. Merdiven ışığı, içinden geçiyor.

Üç seçenek var zihnimde: izlemek, geçip gitmek ya da dokunmak. Bedenim üçüncüsünü seçiyor.

Elini omzuna koyuyorum.

Soğuk değil. Sıcak da değil. Sanki hiçbir şeye dokunmuyorum — ama bir şey bana dokunuyor.

Komşu dönüyor. Gözleri, gözlerimin içinden geçiyor. "Günaydın," diyor. Sonra ilk kez farklı bir cümle:

"Siz... hangi katta oturuyordunuz?"

Beni tanımıyor.

Cevap vermiyorum. Başımı eğip geçiyorum. Arkamda döngü sürüyor: "Günaydın... Günaydın..." Bir daha bakmıyorum. Bakmak, beni de orada bırakabilir.

Sokağa çıkıyorum.

Yakınyaka'nın ana durağına yürüyorum. Kent, bildiğim kent değil. Direklerin ışığı maviye çalıyor. Asfalt ıslak — yağmur yağmadı.

Durakta bir radyo var; kendi kendine konuşuyor:

"...üç güvenli bölge aktif hizmet vermektedir. Kızıl Kubbe: kent meydanı. Eşik Hastanesi: üniversite yerleşkesi. Mırıltı Ormanı'nın kuzey girişi... tavsiye edilmemektedir."

Durağın camında bir kâğıt asılı. Yaklaşıyorum. Bir kayıp ilanı.

İlanda bir fotoğraf var. Ama yüzü silinmiş — tıpkı elimdeki fotoğraftaki gibi. İsim kısmı yırtık. Sadece alt satır okunuyor:

"GÖREN VAR MI? GECE 02:00'DEN BERİ..."

İlanı yerinden söküp cebime koyuyorum. Kâğıt ıslak. İlandaki silinmiş yüz, karanlıkta bana bakıyor gibi. Sanki kendi yüzümmüş gibi.

Telefonum titriyor.

Mesaj. Elif'ten.

Saat 02:51. "Sakın dışarı çıkma. Ben geliyorum."

Öylece kalıyorum. Telefonun saati 02:47'deydi. Mesajın saati 02:51. İkisi birden doğru olamaz.

Başparmağım klavyenin üstünde. Yazıyorum:

"Buradayım. Neredesin?"

Gönderiyorum. İletildi işareti beliriyor — sonra kayboluyor.

Cevap yok.

Cebimdeki ilan, ıslaklığıyla bacağıma dokunuyor. Radyo, üç güvenli bölgeyi bir kez daha sayıyor.

Üç yol var önümde. Üçü de Elif'e götürebilir. Üçü de beni başka biri yapabilir.

Ama onu nerede arayacağımı seçmeden önce, bir şeyi daha fark ediyorum:

Bu gece yalnız değilim. Kentin derinliklerinde, herkes bir şey arıyor.

Ve ben, aradığım şeyin ne olduğunu henüz bilmiyorum.

Üç yol var önümde.

#psikolojik #distopya #gizemli