İçeriğe geç

Bölüm 8 - Ufaklık

Apartmanım huzurlu bir yerdir...genelde.

İris'le oynuyordum. Her zaman ki gibi yerde yuvarlanıyordu. Karnını (veya artık neresi ise) sevdiriyordu bana. Sonra ise ufaklık durdu. Ayaklandı ve gitti. Anlam veremedim. Kapı koluna zıpladı ve açtı.

"İris!" Diye bağırdım arkasından. Ama beni dinlemedi. gitmeye devam etti.

Arkasından koşup gittim.


3 kat yukarı gitti. Peşinden koşup gittim. Bir yerde durdu. Durduğu yere baktım. Ufak bir çocuk vardı.

Yanlız başına bir çocuk mu? Hemde bu devirde?

Kesinlikle olmaması gereken birşey.

Çocuk sıska duruyordu. Saçları oldukça uzun,kıyafetleri bol,ayakları çıplak 6-7 yaşlarında görünen bir oğlandı.

Çocuğa seslendim:

"Ufaklık?"

Cevap vermedi.

Dürttüm.

Ve suratını gördüm.

Ağzı kayıptı.

Hayır,bu bir çocuk değildi. Bu onlardan biriydi. Kilitli kapılardan bir şekilde içeri girmişti.

Silahımı çektim. Hazırlandım.

Çocuk hiç tepki vermedi.

Anlam veremedim. Saldırganlaşması gerekmez miydi?

Silahımı ona doğru tuttuğum halde hiç tepki vermedi.

Sonra beklenmedik birşey yaptı.

Birşey söyledi:

"Ufaklık?"

Benim sesim ile, benim cümlemi söyledi.

Ufaklığın olayı buymuş. İnsanları seslerini kopyalamak.

Başka bir cümle daha söyledi.

"Merhaba? Kim var orada?"

Başka birinin sesi ile.

Elimi ona doğru içgüdüsel olarak uzattım.

Geri çekildi.

Sanki korkmuş gibiydi.

Kafam iyice karıştı. Bir Bilinçdoğan korkar mıydı? Bu ne kadar mantıksız böyle?

Elimi bu sefer daha yavaşça uzattım. Bu sefer tehtit olmadığımı anladı sanki.

Onun suratına dokundum. Teni soğuk ve yumuşaktı.

Sonra yavaşça bana doğru geldi.

Anlık tetiğe geçtim.

Ne yapacağımı bilemedim.

Saldıracakmıydı yoksa?

Sonra aniden,dizime oturdu.

Saldırgan değil ve ilgi istiyor,ha?

Bu kesinlikle alışık olduğum bir kare değildi.

Onu apartmanına götürdüm.

Sobanın başına geçti. Isınmaya başladı.

Kendi kendine cümleler kurmaya devam etti. Anlamsızdı ama cümle cümledir.

İris onun yanına geldi ve onunla oyun oynamaya başladı. Yerde yuvarlandı,değişik haraketler yaptı. Pek anlam veremiyordum,ama sevimliydi bu yaşananlar.

Bir süre sonra tekrar kucağıma geldi.

Çok geçmeden kucağımda uyuya kaldı.

Normalde yakın teması pek sevmem. Ama ne yalan söyleyeyim,onu başka yere koyamadım.

Bende farkında olmadan uykuya dalmışım.


Sabah olunca kucağımda o varken uyandım. Benden sonra o da uyandı. Sonra da İris uyandı. İkiside ilgi için can atıyordu. İşim zor,öyle değil mi?

Tenha ve boş bir sokağa götürdüm onu. Ayrıca eski bir futbol topunu da aldım. Bir elimde ekmek -Parantez açmak gerekir ki,ekmekler şu devirde oldukça lüks. Şanslıyım,değil mi?- ile onunla top oynadım. Fena değildi kereta.

Bana bir gol atmayı bile başardı.

Sevinçle üzerime atladı ve bana sarıldı. Tekrardan,yakın teması sevmem ama onu kenara atmam için fazla sevimli.

Sonra yine konuştu o.

"Baba geldi"

...

Bana mı dedi?

Bana....baba mı demek istedi?

Bana?

Şok olmuştum. Her zaman aile kurup baba olmak istemiştim. Ama işime çok odaklı olduğum için hiçbir zaman olmamıştı. Bu bir çeşit hediye miydi?

O an sanırım uzun süre sonra ilk defa cidden mutlu hissetmiştim. Cidden müthiş bir histi!

Ta ki...o gelene kadar.

Uzun,bol elbiseli,soluk tenli,karışık saçlı,çıplak ayaklı bir kadın gelene kadar. Bir oğul annesine bu kadar mı benzer?

Kadının suratına baktım. Onunda ağzı yoktu. Evet,kesinleşti. Bu onun annesi idi.

Bana doğru geldi.

Bana baktı,sadece baktı.

Yapmam gereken belliydi. Maalesef...

Ufaklığı kucağımdan yavaşça indirdim. Ufaklık annesine doğru gitti. Annesinin kucağına bindi. bana bir bakış attı. Sanki gitmek istemiyor gibiydi. Ama gitmeleri gerekiyordu sanırsam.

Kader böyle imiş be kardeş,ne yapalım?

Anne ve oğlu yavaşça uzaklaştı.

Sokağın ortasında öylece kaldım.

İncinmiş hissediyordum.

Kalbimde birşey kırılmış gibiydi sanki.

İlk defa bir ebeveyn olmaya bu kadar yaklaşmışken,onunda gerçek sahibi ortaya çıktı.

İris omzuma kondu,ve bana sürtünmeye başladı.

Sanki bana "Üzülme be! Bunlarda geçer" diyor gibiydi.

Haklısın be İris. Bunlarda geçer.

Aklımda soru işaretleri de vardı tabi ki. Bir Bilinçdoğan doğum mu yapmış,yoksa ikiside bir mi var olmuş? Bilmiyorum. Sanırım bu da asla öğrenemeyeceğim şeylerden birisi.