İçeriğe geç

Bölüm 7 - Reklamlar!!

Kış iyice bastırdı. Yakacakları aldık neyse ki.

İris bir köşede yuvarlanmak ile meşguldü.

Radyo sonunda çalışıyordu...son bir kaç dakikaya kadar. Radyo birden garip sesler çıkartmaya başladı.

Anlam veremedim. Yine onlardan biridir kesin,ama hangisi? İşte mesele bu.

Aniden kapı çaldı. Kapıyı açtım. Ve karşımda onları gördüm:Üçlü. Onlara üçlü derler,çünkü hiç ayrılmazlar. Daha önce hiç ayrı haraket ettiklerini görmedim. Sürekli beraberler.

"Yeni görev var!" Dedi Aras heyecanla.

Bahçıvan normal bir ses tonu ile konuştu notlarına bakarken: "İlginç olanlarından bir tanesi bu sefer ki. Aşırı yoğun sinyaller yayıyor. Radyo kanallarını bozacak kadar yoğun."

Çarpık birşey demedi. Demezdi de zaten. Öylece dikildi sadece.

Bahçıvan açıklamaya devam etti: "Hesaplarım doğru ise, bu şey insan beynine etki eden türlerden birisi"

"Kıçını tekmelemek zevkli olacak!" Dedi Aras heyecanla.

Bahçıvan monoton tonu ile konuştu: "Aslına bakarsan Aras,kıç tekmele yerine daha taktiksel bir yol izlemek çok daha sağlıklı olacaktır."

Aras'ın suratı düştü.

Bahçıvan tekrar konuştu: "Tamadır,bu kadar açıklama yeter,hadi işe geçelim."

Aras İris'e bir bakış attı.

"Bu İris dediğin şey...sana neden saldırmıyor?"

"Bilmiyorum. Bilmem de pek mümkün değil gibi"

"Ooo,gizemli şeyler. Sevdim!"

Çarpık konuştu: "Hadi gidelim"

Başka bir kelime söylemedi. Herkes artık gitme zamanı olduğunu kavramıştı.

---

Yola koyulduk Bahçıvan'ın arabası ile. İyi şofördür kendisi. Aras arabada iken iddiaya bile girdi: "Gözünü kapatıp kullanırsan 1 hafta boyunca yakıtı ben taşıyacağım" diye. Tabi ki Bahçıvan kabul etmedi iddayı. Aklı başında olan hiç kimse kabul etmez,değil mi?

Ve sonunda,sinyalin en yoğun olduğu yere vardık. Etrafa bakınmaya başladık,herhangi birisini bulmak için. Ve...bir tane bulduk. Ama normal bir tane değil. Daha doğrusu pek bekleyeceğiniz birşey değil. Bir reklam panosu. Üstünde "Gel" yazıyor. Başka birşey yok. Ne bir numara ne de bir logo. Sinyaller onu gösteriyor. İşte karşımızda.

Nasıl yapacağımızı bilmiyorduk,ama bundan bir şekilde kurtulmamız lazımdı. Çünkü radyo dinlememiz lazım,değil mi?

Bahçıvan özel hazırladığı bir kimyasalı döktü. İşe yaramadı.

Aras çekip ateş etti. İşe yaramadı.

Çarpık levyesini indirdi panoya. İşe yaramadı.

Sonra panoda bir yazı belirdi: "Yaklaş"

İçgüdüsel olarak yaklaştım. Daha dikkatli bakınca,birşey gördüm. Daha doğrusu birşeyler. Beynimde garip his vardı. Gözlerim hafif acıyordu.

İyice dikkatimi verdim,ve gördüm. Ben vardım. Yanlız başıma duruyordum. Evimdeydim. Ama....İris yoktu? İris neredeydi? Sanki,artık ortalıkta yokmuş gibiydi. Sadece bu ilüzyon bile beni rahatsız etmeye yetmişti. Belki de olay buydu? İnsanları korkularını göstermek? Diğerleride gözlerini dikmeye başladı. Herkes odaklanmıştı. Ve...herkes farklı birşey gördüğünü söyledi.

Aras kollarının olmadığını görmüş,Bahçıvan yılanlarla dolu bir odada olduğunu,Çarpık ise levyesinin kaybolduğunu gördüğünü söyledi.

Ne olduğunu anlayamıyordum,ama daha çok bakmak istiyordum. İçimden bir his,daha çok bakmam gerektini söyledi. Daha derine baktım. İyice derine baktım. En derinde,tek bir kelime yazıyordu: "Pislik"

"Ne?" Diye mırılandım kendi kendime. Pislik? Ne anlama geliyordu bu? Bir çeşit mesaj falan mı? Ya da bana edilen bir hakaret mi?

Daha çok bakma isteği geldi,ama bu sefer kendimi durdurdum. Panoyu zorlukla söktüm,ve onu yakında ki bir kanalizasyon kapağından içeri attım.

İş çözülmüştü,ama kafamda ki soru işaretleri gitmemişti. Zaten yeterince soru varken,daha fazla soru gelmesi hiçte tatmin edici değil.

Arabaya bindik,olanlar hakkında pek bir diyalog geçmedi. Kimse tam anlam verememişti. Aynı zamanda rahatsız olmuştu.

---

Eve varınca İris'i güzelce okşadım. Onunla ilgilenebildiğim kadar ilgilendim. O illüstrasyonlar hakkında da düşünmeden duramadım akşam boyunca. Ama eninde sonunda aklımdan çıkarmayı başardım. Pek huzurlu sayılmayacak bir uykuya daldım ve günü kapattım.