Uyandığım zaman bir odada buldum kendimi.
Nerede olduğumu bilmiyordum.
Masada oturuyordum.
Masa 6 kişilikti.
Sağda oturanların garip şekilde etraflarında garip bir enerji hissediyordum. Sanki birşey onları koruyormuş gibi.
Solda oturanlardan ise bana yakın olanın suratı sahte gibiydi. Sanki altında başka bir surat daha varmış gibi.
Bana uzak olan ise üstü çıplak oturuyordu. Çirkindi ve korkutucu görünüyordu.
Masaya son kişi oturdu. Silüeti belli belirsizdi. Bozuk yapılıydı. Bazı kısımları saydam bazı kısımları mattı.
"Seninle karşılaşmak bir onur,Mehmet" dedi.
Artık alışmaya başladım,Bilinçdoğan komitesinde herkes adımı biliyor anlaşılan.
"Sen kimsin?" Diye sordum.
"Ben de herkes kadar birisi olsam da,bir o kadar da hiç kimseyim"
"Bu mükemmel cevap için sağol,'Franz Kafka'"
Sakin bir şekilde güldü. Elit tarzda bir gülüştü onunki.
"Aforizma konusunda onunla yarışamam,ben kendi halimde var oluyorum sadece."
Masaya bir garson geldi. Garsonu görünce bir şok geçirdim. Bu Ahmet idi. Tam 5 yıl önce ölen Ahmet.
Kafka kılıklı herif konuştu "Ah,şuna bir bak! Bu senin bile bile ölüme gönderdiğin ekip arkadaşın değil mi? Sırf 4. Seviye Emniyet Müdürü olabilmek için ekibini ölümün kucağına attı. İçeride makineli tüfekli adamlar cirit atıyordu. istihbarat net idi:içeri giriş ölüm demektir..."
Zorlukla konuşabildim:"Yapma.."
Ama o konuşmaya devam etti
"Mehmet Altay Amirimiz kendi hırslarının peşinden gitti."
Sahte suratlı konuştu:"Hırs değildi,o işini yapıyordu. O suçlunun tam 6 aydır peşindeydi."
Üstü çıplak herif cevap verdi:"Tabi tabi,kesin de hiç kişisel hırs yoktu değil mi? Mehmet denen bu aşağılık yaratık,sırf rütbe atlamak için arkadaşlarını,dostlarını ölüme attı. Yalan ise yalan de?"
Sahte suratın suratı çatlamaya başladı.
"Operasyon başarılı Mehmet Amirim." dedi Ahmet.
"Geride üç çocuk ve dul bir eş bıraktım,siz olmasaydınız bunu başaramazdım." diye ekledi
Etrafında enerji olan elemanların etrafında ki enerji aniden düşmeye başladı.
Kafka yine konuştu "Yalanların artık çalışmıyor gibi Mehmet,ha?"
Ahmet enerji kaplı elemanların boğazına bıçakları taktı. İkiside yere yığıldı.
"İşte" dedi Kafka. "Yalanların ölümü"
"...Ne istiyorsun? Bunları neden yapıyorsun?" diye sordum
"Sadece geçmişinle seni yüzleştiriyorum." dedi.
"Bir hata yaptım. Allah kahretsin ki bir tane hata yaptım!"
Sahte surat'ın yüzü tamamen çatladı ve ardında ki yaralı ve yorgun suratı açığa çıkardı.
Üstü çıplak herif konuştu: "Söylesene Mehmet,değdi mi? Ceza da almadın,suçu ölü dostlarının üzerine yıktın. O herifi yakaladın,kahraman ilan edildin."
Bir durdu,sonra kıkırdadı.
"Sen busun işte. Üstelik,o çok istediğin rütbeye hiçbir zaman ulaşamadın. Bilinçdoğan felaketi ile hükümetler yıkıldı,ve sen o istediğin yere hiçbir zaman ulaşamadın."
Son cümlesini ekledi:"Söylesene,değdi mi?"
Birşey diyemedim.
Sahte surat gittikçe kurudu,ve yere yığıldı.
"...Amacı neydi bunun?"
"Eğlence idi."
"Bu senin eğlencen mi? Kimsin sen?"
"Diğerleri gibi bir Bilinçdoğan. Normalde kendime bir isim takmıştım,ama Kafka ismi hoşuma gitti,bundan sonra onu kullanacağım sanırsam."
Üstü çıplak adamın kafasına ateş etti,sonra da Ahmet'in.
Ellerini birbirine çarptı,ve bağırdı: "Oyun buraya kadar!"
Bir anlığına düşer gibi oldum. Sanki yüksekten düşer gibi.
Ve bir anda kendimi odamda buldum.
İris uyumakla meşguldü.
Herşey olduğu gibiydi.
Bacağım hala kırıktı.
Düşünceler peşimi bırakmadı.
Gerçekten de,ben polis olmayı hak ediyor muyum? Bilmiyorum.
Sanırım...hayır,etmiyorum.
Yumruğumu sıktım,ve o sıkılmış yumruk aynaya çarptı. Ayna paramparça oldu. Parçalar her tarafa yayıldı.
İris uyandı.
Harika,bir işi daha mahvettim.
Gerçekten de,yıkıp dökmekten,öldürüp yok etmekten başka ne yapıyorum ki ben?
Gerçek ben kimim? İris ve Ufaklık'a karşı sevecen ve hayat dolu olan ben mi? Yoksa arkadaşlarını satan ben mi?
Gözüm silaha gitti.
Çektim.
Kafama dayadım.
"Yeter" dedim kendi kendime.
Artık dayanamayacağım.
Tetiği çekecektim.
Ama yapamazdım.
Tanrı aşkında,İris'e ne olacak?
Silahı kenara attım.
Derin bir nefes aldım.
Taze bir suyu lıkır lıkır içtim.
Unutmaya,aklımdan çıkarmaya çalıştım.
Ama yapamıyorum.
Sanırım bunu beceremiyorum.
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Yatağıma gitmekten başka tabi ki.
Şu sıralar keyfim yok...