Aslında yıllar yıllar oldu ama...Anlatmam gereken çok şey var gerçi...
10 sene önce üniversitede iken abimin ölüm haberini aldım. Henüz 25 yaşındaydı ve çok sosyal, nazik duyarlı bir insandı. Hayatınızda görebileceğiniz en tatlı kişi olabilirdi o. Bense daha 19 yaşında onun tam tersiydim: Huysuz, somurtkan ve sert bir insandım...Yani herkes beni öyle biliyordu. 18 yaşında üniversite için yaşadığım şehirden başka bir şehre taşındım. Böylece ebeveynlerim ve abimle aram açıldı. Onları ne kadar özlesem de yazamadım, arayamadım. Elim ya da vücudum hiç bu konuda istek göstermedi. Herhangi eski bir zaman deseydiniz 'Abin için kendini ne olursa olsun tehlikeye atar mıydın?' diye; Bana milyonlar verseniz yapmazdım belki ama o yıllarımda onların kıymetini yavaşça kavramaya başlamıştım. Derslerim bittikten sonra telefonuma baktığımda annemin birkaç kez aradığını gördüm. Geri arayıp ona ne olduğunu sordum: ''Anne, hayırdır ne oldu bu saatte?''
''Nil, abin...Abin dün gece bir kavgada ağır yaralanmıştı...Bu sabah ise öldü...Evladım gözlerimin önünde gitti...Nil lütfen buraya gel.'', annem ağlak sesi ile birlikte bana ağlamaya başladı telefonda. Ellerim ve vücudum bir anda karıncalanmaya ve vücudumda ayrı bir ağırlık oluşmaya başladı. Beynimde annemin kelimeleri tekrarlanıyordu. Bir anlık donuşumdan sonra kızarık yüzümden yaşlar gelmeye başladı. Sanki ölüyormuşum gibi kalbim atıyordu...Size bu hissi nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama sanki onun yerine ben acı çekiyormuşum gibi bir yokuşta idim. Sanki o an tanrı beni yanardağının içine fırlatmışta kalbim o lavaların içinde eriyormuş gibi. Elimdeki telefonu aceleyle kapatıp çantama atmamla koşmam bir oldu o an. Eğer bana yıllar önce böyle bir durumun yaşanacağını söyleseydiniz size gülüp geçerdim imkansız diyerek ama şuan...Bilemiyorum. İlk otobüsle doğduğum şehre gittim. O kadar panik ve telaş içindeydim ki otobüs muavini otobüste olduğumuz süresince yanımda kaldı ve beni sakinleştirmeye çalıştı ama nafile... Şehre inip eve vardığımda çoktan ailedeki herkes oradaydı. Yarısı ne yapacağını bilmediği bir vaziyette bazıları ise ağlıyordu sürekli. Annem eve adım attığımı görür görmez hıçkırık ve ağlama ile birleşmiş sesiyle seslendi: ''Nil...Kızım...Osman daha dün sabah capcanlı ve neşe doluyken gitti...Beni, seni, babanı bırakıp gitti...Ben nasıl başa çıkarım bununla...Ne yaptı bu çocukta tanrı ona zulüm etti...'', gözlerimden yaşlar yine akmaya başladı ağlaya ağlaya kızaran yüzüme...Derken babamı koridorun kenarında çökmüş halde gördüm. Yanında abimin en yakın arkadaşı Ferit abi duruyordu. Omzunu ovalıyor babama birşeyler söylüyordu. Ferit abi bana döndü annem ve benim ağlama sesimle beraber. Gözleri bana acıyan bakışla doluydu babama baktığı gibi. Göz göze geldikten 2-3 saniye sonra başka tarafa baktım...
(Devam edecek.)